Evlilikte temel prensipler

HAYATA BAKIŞ…
Müslüman, Allah’ı bilen ve günlük hayatında bu bilgisine göre davranan insandır. İnsanı yaratan Allah ona bu dünyada yaşarken birtakım emirler ve bazı sınırlamalar koymuştur. Müslüman hayatının her anında Allah’ın koyduğu sınırlara dikkat eder. Bu sınırları dikkate alarak yaşadığı hayatın Yaratıcıyı hoşnut edeceğini bilir.
Müslümanca bakış
Evet, Müslüman, kendisini Allah’ın yarattığını, üzerinde O’nun pek çok nimeti bulunduğunu, insanı dünyaya imtihan için gönderdiğini, bu dünyanın insanın bütün arzu, istek ve şehvetlerine yeterli gelmediğini, insanı bu şekilde yaratan Allah’ın biz onu görmesek bile bizi devamlı gördüğünü bilen ve hayatını bu bilgiye göre planlamaya çalışan insandır.
Evlilik nedir?
Bir Müslüman için evlilik, Allah’ın rızasını kazanma, ebedî hayatta beraber olacağı hayat arkadaşıyla beraberlik tesis etme, dünyayı imar edecek salih nesiller yetiştirme, Allah’ın, insanı yaratırken onun fıtratına yerleştirdiği bazı beşerî arzu, istek ve garîzeleri harama girmeden yaratılış gayesine uygun bir şekilde tatmin etme.. gibi gayelerle iki insanın hayatlarını birleştirmeleri manasına gelir. Evet, “evlenmek, zevk ve haz için değildir; evlenmek, aile teşkili, milletin bekâ ve devamı, ferdin duygu ve düşüncelerinin dağınıklıktan kurtarılması ve cismanî hazlarının zapturapt altına alınması içindir. Bu konuda zevkler ve hazlar ise, fıtratın çok meselelerinde olduğu gibi, birer avans ve imrendirmeden ibarettir.”
Erkek kadına muhtaç; kadın da erkeğe…
Bütün insanlar birbirine muhtaç olarak yaratılmıştır. Çocuklar anne-babaya, anne-baba ise bir yönüyle çocuklara muhtaç olduğu gibi, bir erkek eş olarak kadına, kadın da yine eş olarak erkeğe ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacı ancak eşler karşılayabilir ve bahsettiğimiz husus sadece şehevî açıdan değildir. Bir eşin doldurduğu yeri, anne-baba dolduramadığı gibi kardeşler de dolduramaz. Nitekim bir ayet-i kerimede, “O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Kendilerine ısınmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır.” (Rum suresi, 30/21)
Bir hadis-i şerifte ise, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) Hz. Ali’ye (r.a.) hitaben şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde namazı, hazırlandığında cenazeyi, dengini bulunca kızı evlendirmeyi.” (Tirmizî, Salât 13)
Evliliğin Önemi ve İnsan Fıtratına Uygunluğu
Evlilik ve yuvanın insan fıtratına uygunluğu, gerekliliği ve ehemmiyeti adına şu düsturlar çok önemlidir.
1-      Evliliğin, ferde ait fayda ve menfaati bir ise, millete ait olanı pek çoktur. Bu itibarla, bozuk evlilik gibi, hiç evlenmemek de, kızları sefil, delikanlıları rezil edip, millete su ve kan kaybettiren bir koleradır.
2-      Millet, hane cüz’-i fertlerinden meydana gelir. Bu itibarla, evler iyi ise millet iyi, evler kötü ise millet de kötüdür. Bu açıdan, milletin salâhını isteyenler, her şeyden evvel hanelerin ıslahına çalışmaları gerekir!
3-      Ta baştan sağlam esaslar üzerine kurulmuş ve maddî-mânevî saadetin dalgalanıp durduğu bir yuva, milletçe var olmanın en sağlam bir temel taşı ve faziletli fertler yetiştirmenin de mübarek bir mektebidir. Evlerini mektepler kadar feyizli ve bereketli, mekteplerini de evleri kadar sıcak hâle getirebilen milletler, ıslah hareketlerinin en büyüğünü yapmış, gelecek nesillerin huzur ve mutluluğunu garanti altına almış sayılırlar.
4-      Daha ilk teşebbüste Hakk’a sığınılarak, mantık ve muhakeme üzerine kurulmuş öyle mübarek yuvalar vardır ki, bütün bir hayat boyu tıpkı bir mektep gibi çalışır ve yetiştirdiği çıraklarıyla, mensup olduğu milletin devam ve bekâsını teminat altına alır.
5-      Ev, küçük bir millet; millet de, büyük bir hanedir. Büyük-küçük herhangi bir haneyi arızasız idareye muvaffak olmuş ve hane halkını insanlığa yükseltebilmiş birisi, az bir gayretle daha büyük organizasyonlarda da başarılı olabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir