Evlilikte Denklik

Kefâet (Denklik) nedir?
İyi bir evlilik için en başta aranacak olan şey, her yönden özellikle de din ve diyanet noktasında birbiriyle denk olan insanların bir araya gelmesidir. Evlilikte denklik meselesinde ilk göz önünde bulundurulması gereken husus, dini hayattaki denkliktir, sonra kültür, mal, nesep, belli bir coğrafya ve millete ait olma gibi diğer hususlar gelir. Din noktasında ve diğer mevzularda denkliğe dikkat edilmediğinde, eşler arasında karşılıklı sürtüşme ve çekişmeler olacak ve iş sonunda Allah’ın en sevmediği mübah olan boşanmaya kadar gidecektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bazı hadislerinde sağlıklı bir yuvanın kurulabilmesi için eşler arasındaki denkliğin gözetilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Efendimiz (s.a.s.), Hz. Ali’ye (r.a.) hitaben şöyle buyurmuştur:
Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde namazı, hazırlandığında cenazeyi, dengini bulunca kızı evlendirmeyi.” (Tirmizî, Salât 13)
Başka bir hadislerinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem):
Kadınları denkleriyle nikâhlayınız, onları velileri evlendirsin, on dirhemden az mehir yoktur.”buyurmuştur.
Kefaet, kadının haklarını korumak ve haksızlığa uğramasına fırsat vermemek için aranılan bir şarttır. Çünkü kefaette esas olan erkeğin kadına eşit veya ondan daha iyi bir seviyede olmasıdır.
Hangi noktalarda denklik aranır?
Denklik mevzuunda birinci sırayı din alır. Allah Resûlü (s.a.s.) “Kadın dört şeyden dolayı nikâhlanır: Malı, soyu sopu, güzelliği ve dindarlığı; sen dindar olanını seç ki huzur bulasın.” buyurarak bu denkliği işaret eder. Bediüzzaman Hazretleri bu noktaya işaret ederek, “Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmanın en mühimi, diyanet noktasındadır.” der.
Hanefîler evlenecek çifter arasında altı noktadan erkeğin bayana denk olmasını şart koşmuşlardır. Bunlar; İslâm, dindarlık, hürriyet, nesep, mal ve meslektir. Malikîler ise sadece diyanet noktasında ve muhayyerliği gerektirecek kusurlardan salim olma hususunda kefâete itibar etmişlerdir. Aslında Hanefî Mezhebi’nde bu mesele üzerinde daha fazla durulmasını, velinin izni dışında evlenen bir bayanın hakkını koruma olarak görebiliriz. Çünkü Hanefîlerde velisiz nikâh caizdir. Diğer yandan kefâetin arandığı yerler ictihadîdir ve dönemin örf ve telakkileriyle yakından alakalıdır. Yani bunlar nassla (âyet ve hadisle) tayin edilmemiştir.
Kefâet evliliğin başında aranır. Yani evlenirken denklik şartları sağlanmışsa, daha sonra bu durum bozulsa bile, bunun evlilik akdine bir etkisi yoktur. Yani sonradan oluşan bir denksizlikten dolayı evlilik sona erdirilmez.
Denklikte evliliğin fıkhî olarak devamından ziyade huzurlu ve mutlu devamı düşünülür. Binaenaleyh, denklik sağlanmadan yapılan bir evlilik de geçerli bir evliliktir. Bir kadın kendine denk olamayan bir erkek ile evlense bile, bu evlilik akdi geçerlidir ve her türlü neticeyi doğurur.

Denklikle ilgili tavsiyelerde hep denklik üzerinde durulmuş, fakat denkliğin içeriği konusunda kesin, değişmez, detaylı açıklamalar getirilmemiştir. Denklik örf ve âdete, tarafların bilgi ve kültür seviyelerine, gördükleri eğitime, benimsedikleri değerler sistemine göre değişik tablolar oluşturmaktadır. Objektif ve bağlayıcı denklik şartları, nikah akdinin kuruluş ve sıhhat şartları arasına girmiştir. Buna göre Müslüman bir kadına, -serveti, makâmı, soyu, boyu ne olursa olsun- müslüman olmayan erkek bir denk olamaz, bunların evlenmeleri caiz değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir