Evliligin Gayeleri

Evliliğin Gayesi
Din, bir taraftan evlenmeyi meşru kılıp onu teşvik ederken diğer taraftan da meseleyi gaye ile sınırlandırmaktadır. Zaten insanın her işinde ve davranışında bir gaye olmalıdır ki, teşebbüs ve atılımlarında da kararlı olabilsin ve o hedefe ulaşmaya çalışsın. Şayet o bir gaye gözetmiyorsa, mesaisini de tanzim edemez ve hiçbir zaman hedefe ulaşamaz. Bu temele binaen evlilikteki gayeleri şöylece özetleyebiliriz:
1.      Hayırlı Nesiller Yetiştirme
Konuya nassların ışığı altında baktığımızda görüyoruz ki, Kur’ân-ı Kerim Allah’ın sevdiği, seveceği, hoşnut olacağı kimselerin çok olmasını istiyor. Aslında, bütün nebiler, salihler ve diğer makbul insanlar da, tertemiz nesillerinin çoğalmasını istemiş ve bu mevzuda sistemler geliştirmişlerdir.
Kur’ân-ı Kerim, Hz. Zekeriyya’nın, en samimî hislerle Allah’a yakarış ve yalvarışını, sûre-i Âl-i İmrân’da şöyle dile getirir: “Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti. Rabbim, bana nezdinden tertemiz bir zürriyet ihsan eyle! Şüphesiz Sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.” (Al-i İmran, 3/38)
Dikkat edilecek olursa, Hz. Zekeriyya, sadece “zürriyet” değil, “tertemiz zürriyet” diyerek kayıtladı. Bu, “Allah’ı hoşnut, Nebiyi memnun ve babayı mesut edecek, millet içinde mühim bir rükün olacak ‘tertemiz bir zürriyet’ ihsan eyle.” demekti.
Bütün sulehâ-yı ümmet hep şöyle yalvarmış ve Allah’tan salih nesiller istemişlerdir: “(Ve o kullar): ‘Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak, gönlümüzün süruru olacak temiz eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!’ derler.” (Furkan suresi, 25/74)
Bunlar gibi daha değişik nasslarda, aile kurmanın semeresi olarak tertemiz nesillerin istendiğini görmek mümkündür. Evet bu duaların hemen hepsinde, tertemiz masum, günahsız, cürmü olmayan, müslim ve mü’min nesillere dikkat çekilmiştir. Öyleyse konu, hanemizde neş’et edecek kimselerin çokluğu değil, keyfiyet derinlikleri ve mânâ köklerine bağlılıklarıyla, Allah nazarında makbul olmalarıdır.
2- Bedeni ve ruhi huzur ve sükûnete erme
O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Kendilerine ısınmanız ve sükûnet bulmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır.” (Rum, 30/21)
Yukarıdaki ve benzeri ayet ve hadislerden anlaşıldığına göre, iki cinsin evlilik yolu ile birleşmesinin önemli gayeleri sükûnet, huzur, güven ve yakınlıktır.
İnsan tabiatı, evlilik sayesinde üç farklı istek ve ihtiyacın tatminine ulaşır:
1. Ruhsal tatmin ve huzur. Eşlerin birbirlerine duyduğu gönül yakınlığı; aralarında sevgi, saygı, bağlanma duygularının canlanmasına, birlikte yaşamayı zevkli hale koyan psikolojik bir ortamın doğmasına yol açar. A’raf sûresinde, “O’dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti.” buyrularak buna işaret edilir.
2. Bedensel lezzet ve zevk. Cinsî birleşme biyolojik bir ihtiyaç olarak da insan tabiatında vardır. Evlilik vesilesiyle bu ihtiyaç meşru ve mübah dairede elde edilmiş olur.
3. Neslin devamı. Her insan kendinden sonra bu dünyada soyunu devam ettirecek çocuklara sahip olma arzusunu taşımaktadır. Evlilik, meşru dairede bu arzunun gerçekleşmesine imkân verir.
İslâm dini, insanın fıtratının gerektirdiği cinsî ihtiyaç ve arzuların tatminini son derece tabii karşılamış ve bu konuda fert ve toplumun huzurunu, sağlam ve sağlıklı gelişimini hedef alan düzenlemeler getirmiştir. Cinsiyet güdüsü, insanı kural tanımaz taşkınlıklara sürüklemektedir. Bunun tatmininin sağlayacağı zevk bir amaç haline getirildiğinde ise, insanın ahlâkî kişiliği bundan büyük zarar görmektedir. Başı boş ve sorumsuz bir cinsel hayat, nesillerin bozulmasına, insanlar arasındaki gerçek sevgi ve rahmet duygularının yok olmasına, düşmanlık ve anlaşmazlıkların çoğalmasına, ruh ve beden yönünden pek çok hastalığın yayılmasına yol açmaktadır. Bundan dolayıdır ki, Müslümanların iffet ve namuslarını korumaları Kur’an’ın bir emridir. Bu emri gerçekleştirebilmenin en uygun yolu ise evlenmedir. Çünkü insanın cinsî duygu ve isteğini ortadan kaldırmak mümkün değildir. Hem İslâm açısından bu istenen bir sonuç da değildir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.), Allah’a daha çok ibadet etmek amacıyla cinsî arzularını bütünüyle köreltme yoluna gitmek isteyenleri bundan sakındırmıştır. Gençleri evlenmeye teşvik eden Resûlullah, bunun insanı günah işlemekten koruyacağını bildirmiş, evlenmek için imkân bulamayanlara da oruç tutmayı ve iffetlerini bu şekilde korumaya çalışmalarını tavsiye etmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de, eşlerin biri diğerinin iffetini koruma sebebi oluşu, “…onlar sizin elbiseniz, siz de onların elbisesi durumundasınız” (Bakara sûresi, 2/187) anlamındaki ifadelerle belirtilerek buna işaret edilmiştir.
Hâsılı, temel ahlâkî değerlerin muhafazası adına sağlıklı bir cinsel yaşam çok önemlidir. Bunun için gerekli olan tedbir ve uygulamalar için en uygun yer ise aile yuvasıdır.
3- Dini Hayatı Koruma
Allah Resulü (s.a.s.), “Allah, her hangi bir kimseye iyi, saliha bir eş takdir etmişse, şüphesiz ki dininin yarısını tamamlama konusunda ona yardım etmiştir. Dininin diğer yarısı hususunda Allah’tan korksun ve takvaya sarılsın!” buyurmuştur. Dolayısıyla her yönüyle uygun bir kimseyle evlenmek dinin yarısını korumak manasına gelir. Evlenen bir kimse özellikle gençlerin maruz kaldıkları harama nazar konusunda daha fazla koruma altındadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) nikah ve evliliğin koruyuculuğunu şu şekilde açıklar: “Ey Gençler! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan korur. Tenasül uzvunu zinadan alıkoyar. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü orucun şehveti kıran bir gücü vardır.
Evliliğin Gayesi /Soru
1.      Evlenirken düşünülebilecek hedefler nelerdir?
2.      Evliliğin dini hayatı korumaya katkısını Efendimiz nasıl ifade etmektedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir