SimCity İnceleme

Sene 1997 falan sanırım, tam emin değilim. Yaklaşan milenyum yüzünden herşeyin sonuna 2000 ekleme sevdası tüm hızıyla devam etmekte. SimCity de bundan nasibini almış. Milenyumdan sonra 2100?ün o kadar karizmatik durmamasından dolayı insanların 3000’i kullanacağından ve bunun da bir o kadar saçma olacağından ve zaten bir süre sonra bütün bu milenyum işinin unutulup gideceğinden bir haber, SimCity 2000’e bakıyorum. Zaten nereden bilebilir ki insan böylesine 3000 furyasının başlayacağını aslında, değil mi?

Konuyu daha fazla dağıtmayayım, SimCity 2000 diyorduk. İngilizcesi daha “How are you?” sorusuna “Fayntenksantyu!” şeklinde kelime görünümlü cümle kullanmaktan ibaret olan bendeniz, şehir yönetmeye karar vermiş. Herşey çok güzel, geçiyorum ekran karşısına, ağaçlarıyla dağlarıyla bir arazi. Önce arazi düzleştiriliyor, ne de olsa dağla kim uğraşıcak, hem yamuk arazide bina olmaz. Ama bir yerde mesela bir çukur mu var, tamam orası göl olsun, suyla dolduralım; arka bahçe hesabı. Hadi şuraları kurcalayalım, bakalım bu ne işe yarıyormuş, aaa karayolu, tamam yollar olsun, buradan gitsin. Bu şekilde kurcalaya kurcalaya “renkli şeylerle” işaretlersem oralarda daha sonra ev çıkacağını da çözmüştüm ancak o zamanki aklımla şehre insanların gelmesi için gerekli şeyleri sağlamayı bir türlü başaramamıştım. O yüzden hazır kurulmuş şehirleri açar, onlarla oynardım -nasıl oluyorsa onlara insan gelmeye devam ediyordu çünkü. Benim zevkim de uzaylıları saldırtmak; hortum, yangın çıkartmaktan ibaretti tabii. Ben ne anlarım insanların gelir düzeyinden, iş bulamama şikayetlerinden, yolların yeterli gelmemesinden falan o yaşta…

Gelelim günümüze, sene 2013. Yeni SimCity çıkmış, seri için bir yeni başlangıç olsun diye yanına da hiçbirşey yazılmamış. Halbuki furya devam etse “SimCity 6000: Build your own Milkyway!” falan olacak ismi. 6000 yılında artık bi zahmet uzaya çıkmış olurduk heralde çoktan… Oyunu merak ediyorum, aklıma çocukluğum geliyor. Artık İngilizce de biliyorum, oyunu çözebileceğime de eminim. Can’a gidip dedim ki “SimCity’i inceleyeyim mi?” O da olumlu yaklaştı. (Çok olumlu bir insanımdır. -Can) PlayStore’dan gönderdiler oyunu, teşekkür ediyoruz bu noktada onlara. Ben de giriştim oyunu oynamaya.

Şunu hemen aradan çıkarayım: Aradaki oyunları oynamadım, evet. Zaten şu anda yaptığım bu inceleme de sabahlara kadar SimCity ya da benzeri sevdiği oyunu oynamayı sevenlere yönelik bir inceleme değil -Zira onların şehrin sorunlarıyla uğraşmaktan kafalarını kaşıyacak vakti kalmamıştır herhalde artık. Bu, SimCity’nin az çok ne olduğunu bilen, oyunu gerçekten merak edip oynayan birisinin izlenimlerini içeren bir inceleme.

Yine de SimCity’nin ne olduğunu tekrar etmekte de fayda var. SimCity, bir şehir kurma oyunu ve Sim ile başlayan oyunların bir nevi atası. Olay tabii Legolardan şehir kurmaya benzemiyor, bir şehri her türlü ihtiyaçlarıyla, kanalizasyonlarının düzgün arıtılmasından, toplumun eğitim düzeyinin yükseltilmesine kadar herşeyiyle yönetmeniz gereken bir oyun. Yıllardır hep çıkar ama temel hiç bir zaman değişmemiştir bu konuda. Tabii ki yeni oyun yenilikleri de beraberinde getiriyor.

Oyun açıldıktan kısa bir süre sonra değişikliklerini patır patır koymaya başladı önüme. Öncelikle “oyun alanımı” kendi kendime oluşturamadığımı farkettim. Bunun sebebi ise oyundaki şehir kurulacak alanların artık önceden belirlenmiş ve belli bir dengeye oturtulmuş olması. Artık tek başına bir şehir kurmaktansa, bir bölgedeki şehir alanlarından bir tanesine şehrimizi kurmaya başlıyoruz. Bu bölgeler içerisinde aynı zamanda tüm şehirlerin katkıda bulunarak gerçekleştirebildiği Great Work adı altında bölgeye özgü büyük bir yapı olabiliyor, havaalanı ya da turistik bir anıt gibi mesela. Tabii bunu bölgedeki tüm şehirler adam olduktan sonra yapabiliyoruz. En ufağı 3 şehir ve 1 GW alanından başlayıp, en büyüğü 16 şehir ve 4 GW alanıyla biten 8 farklı bölge seçilebilir durumda şu anda oyunda. Bu sayıların daha sonra DLC ile artacağını tahmin ediyorum.

Bölgelerin bu yapısının bir sebebi de artık şehir alanlarının niteliklerinin farklı olmasından kaynaklı. Oyundaki maden, temiz su gibi bir çok kaynak artık sınırlı. Üstelik her şehir her türlü kaynağa erişebilir durumda değil. Şehirler spesifik olarak bir amaca hizmet edebiliyor ve şehrinizi bu şekilde kurmak zorundasınız diyebilirim. Daha sonra başka şehirlerle yapacağınız antlaşmalar sayesinde şehrin bütün gelir ve giderlerini kontrol altına alıyorsunuz. Bir şehir bölgenin tüm maden ihtiyacını karşılayabilirken, diğer bir şehir bu madeni alıp işleyerek bölgenin elektrik ihtiyacını sağlayabiliyor örneğin. Bölgelerdeki şehir alanlarının bazıları  birbirlerine kara ya da tren yolu ile bağlı, bu da hangi şehirlerin birbirleriyle ortak çalışabileceğini belirliyor bir nebze. Kaynakların sınırlı olması aynı zamanda şehirlerin gelişmesini zorunlu hale getirmiş. Şehriniz eğer gelişmeden yerinde sayıyorsa, yakın zaman içinde kıtlığa girmesi olası. Bu da şehrin valisi olarak sizi yeni geliştirmeler yapmaya itiyor.

Aslında bu açıdan baktığımızda SimCity demek yerine SimRegion demesi daha doğru. Şehirlerin farklı özellikleri olmaları ve spesifikleşebilmeleri yüzünden olsa gerek, şehirlerin boyutu beklediğimden oldukça ufak. (Şehirler 2km x 2km’lik bir alan kaplıyor; araştırdığıma göre SimCity 4’teki Medium size’a denk geliyormuş) Ancak tüm şehirleri kendi içinde yöneterek herşeyi kendi içinde sağlayan bir bölge elde ediyorsunuz. Şehir sakinleriniz bir şehirden diğerine iş için ya da alışverişe bile gidebiliyor, bu da aslında onlara klasik şehir olarak bakmayı zor kılıyor. Biraz kavram karmaşası yaşamamak işten değil…

BU OYUNU OYNAMALI MISINIZ? Şimdilik hayır.

NELERİ SEVDİK?
– Yeni arayüzü, herşeyi net bir şekilde anlayabilmeyi
– Seriye başlamak için güzel bir nokta olmasını, hiçbirşeyin komplike olmamasını
– Başkalarıyla birlikte oynayabilmeyi
– Aynı alan üzerine birbirinden tamamen farklı şehirler kurabilme ihtimalini

NELERİ SEVMEDİK?
– İnternet ve oyun bulma problemleri yaşamayı
– Oyunun bazı açılardan fazla basitleştirilmiş olmasını
– Şehir alanlarının yeterince büyük olmamasını
– Çıkış problemleri yüzünden oyundan alabileceğiniz zevkin kısıtlı olmasını

Kaynak: Fragtist.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir